caniler! öldürürken kılıfı hazır güzellikler, insanlar! akşam evinde aile, gündüz çalışan, haber aralarında öfkeli, taşlayan cam kıran itaat bekleyen çirkin astarlılar! dünyanın en güzelleri...
bilmiyorum, onlara sordum onlar da bilmiyor.onlar kim bilmiyorum.neden dedim, nedenine sordum, neden de bilmiyor...böyle olması gerekecekse kader diyorum, kader de bilmiyor.e kim bilecek soruyorum sana?allah...
henüz denk gelinmeyen,masaları topladık, sandalyeleri ters çevirdik yerler bile süpürülüyor ama daha gelmedi. paramızı gene vermedi şef, ama "o" her kimse gelmedi. hep kapıdan girer...
bi giydim, sabah da acil çıkmak şart evden, parmağımla aleyküm selamlaştık, yırtıktı. ulan dedim, daha günün başında tükürüldü işe, bir diğerinin de ucunda pencere vardı...
şimdi ne desek dolu, dolu dolu içimiz,şimdi ne yana baksak ağlak suratlar, şimdisi sonrası, ben hiç ağlamıyorum, üzüldüğüm de bu, yok yok üzüldüğüm değil, kafama...
kutsallığı tutunamayışımızdan, yüzeyselliğe inemeyişten, hala esrarlı gülmekten, düşerken güldürmeye çalışıp içten gülememekten. bir şekilde mutluluk bize de el sallamıştır, bir şekilde ona ulaşırız, ama biz...